Indie rock merkezli müziğini post-punk etkileriyle şekillendiren Olabilir!, 18 Eylül’de dinleyiciyle buluşturduğu yeni tekli “Yaşarsam Eğer”in ardından BBI Yerli’nin 259. konuğu!


1. Projenizin adı nedir?

Projemizin adı “Olabilir!”

2. Kendinizden ve müzik kariyerinizden kısaca bahseder misiniz?

Tabii, İstanbul’da üretim yapan bir indie rock / post-punk duosuyuz. Vokal ve gitarda Tuna, geri vokal ve bas gitarda Dila olmak üzere kendi şarkılarımızı yazıp kaydediyor ve mümkün olduğunca sahnelerde de canlı tutmaya çalışıyoruz.

Bizim için müzik, içsel başlayan ve hislerimizi özgürce yansıttıkça ciddiye binen bir şeye dönüştü. Başından beri çok büyük hedefler koyup ona göre ilerlemek yerine, sevdiğimiz şarkıları yapmaya ve bir şeyler ifade etmeye çalıştığımız bir alan yaratmaya çalışıyoruz.

3. Siz müziğinizi hangi tarz ya da tarzlar içinde tanımlıyorsunuz?

Kendimizi en rahat indie rock tarafında tanımlıyoruz. Yaptığımız şeyin tek bir janrın içine tamamen oturduğunu düşünmüyoruz.

Enerjinin ve atmosferin önemli olduğu, zaman zaman biraz karanlık ama genelde daha hareketli ve ironik bir müzik yapıyoruz. Şarkıdan şarkıya değişebilmesi de hoşumuza gidiyor.

4. Üretiminize hangi şehirde devam ediyorsunuz? Yaşadığınız şehrin müziğinize sizce etkisi var mı?

İstanbul’dayız ikimiz de.

İstanbul’un sound’umuzu doğrudan “şu hâle getirdiğini” söylemek zor ama temposunun ve yaşadığımız çevrenin ister istemez müziğe yansıdığını düşünüyoruz. Bir yandan çok fazla insan, mekân ve müzikle iç içesiniz ama bazen bu tarafları yorucu da olabiliyor.

Bizim şarkılarda da biraz bu ikilik var. Kaotik bir estetik anlayışımız olduğu söylenebilir.

5. Müziğinize değer katan kişiler kimlerdir?

En başta birlikte müzik yaptığımız insanlar. Çünkü Olabilir!’in ortaya çıkması tek kişinin fikrinden çok, birlikte geçirilen zamanların sonucu diyebiliriz.

Sahnede, kayıtta ya da sadece fikir alışverişinde bulunduğumuz herkesin projeye bir şekilde dokunduğunu düşünüyoruz.

6. Müziğinizi etkileyen gruplar ya da sanatçılar var mıdır?

Var tabii. Måneskin, The Cheaks, Wet Leg, Cleopatrick gibi yabancı sanatçıları dinliyoruz şu aralar. Sound ve enerji olarak bize yakın hissettirdiklerini söyleyebiliriz.

7. Daha önce sahne aldınız mı? Varsa en yakın etkinliğiniz ne zaman?

Evet. Daha önce İstanbul ve Eskişehir olmak üzere birçok defa farklı etkinliklerde sahne aldık. Düzenli sahne yapmaya çalışan bir grubuz.

En yakın zamanda ise ağustos ayının sonunda Parkorman’da, Babylon Soundgarden Festivali’nde sahne aldık. Bu deneyim bizim için ayrıca güzeldi; bizim ilk festivalimiz oldu ve açık havada gürültü yapmak harikaydı.

8. Sizce ülkemizde sahne almanın zorlukları nelerdir?

Bir grup olarak prova, kayıt, prodüksiyon, görsel işler, sosyal medya, ekipman ve mekânlarla iletişim gibi birçok şeyle aynı anda ilgileniyorsunuz. Bunun yanında müziği sadece çalmaktan ibaret olmaktan çıkarmak, bir şov ortaya koymak zorundasınız. Ve bu da kesinlikle iyi bir ekip demek. Buradan tüm ekip arkadaşlarımıza tekrar teşekkür ediyoruz.

Bunların maddi tarafı da var tabii. Özellikle bağımsız bir grupsanız, yaptığınız müziğin devam edebilmesi için ciddi bir emek ve bütçe ayırmanız gerekiyor.

9. Yayınlanmış albüm, kısa çalar veya teklileriniz var mı?

Geçen sene kasım ayında ilk albümümüz Sansür yayınlandı. Bizim için çok değerli bir süreçti çünkü tamamen kendi çabamızla bağımsız bir albüm yaptık. Önümüzdeki yıl için de yeni albüm planımız var.

“Sakla İkimizi” de önemli işlerimizden biriydi. Bunun yanında yeni çıkan teklimiz “Yaşarsam Eğer” üzerine de çok çalıştık ve yaparken çok keyif aldık. Yıl bitmeden bir tekli daha paylaşmayı planlıyoruz.

10. Projenizde yer alan eserler “tasarım” olarak neyi ifade ediyor?

Bizim için “tasarım”, şarkının sadece müzikal kısmıyla sınırlı olmaması demek.

Bizim için şarkıların gerçek duygular ve fikirler üzerine kuruluyor olması çok önemli. Dinleyicilerimizle ortak duygularda buluşmak bizim asıl tasarım sürecimiz. Kendimizce izah edemediğimiz şeylerle dalga geçmeyi de seviyoruz ayrıca.

11. Kayıtlarınızı nerelerde alıyorsunuz ve ses prodüksiyonunda kimlerle çalışıyorsunuz?

Kayıtlarımızı çoğunlukla North İstanbul veya No:5 Kadıköy stüdyolarında gerçekleştiriyoruz. Prodüksiyon tarafında Bahadır Kartal ile birlikte çalışıyoruz.

Mix ve mastering aşamasında ise Orçun Ayata ile çalışıyoruz.

12. Kendinize ait bir üretim alanınız var mı?

Aslında ikimizin de kendi evinde müzik ürettiği ve fikirlerini geliştirdiği alanlar var. Şarkıların ilk fikirleri genelde bireysel olarak ortaya çıkıyor, sonra bir araya gelip bunları birlikte şekillendiriyoruz. Prodüksiyon aşamasında ise Bahadır Kartal’ın evindeki stüdyoyu kullanıyoruz. Böylece fikir aşamasından kayda kadar süreci mümkün olduğunca kendi içimizde ilerletebiliyoruz.

13. Sırasıyla, dinleyici – mekanlar – organizatörler – müzisyenler, müzik basını ve diğer kişi/kişilerden beklentileriniz nelerdir?

Dinleyiciden: Öncelikle bizi gerçekten anlamaya çalışmalarını isteriz. Anlattığımız bir duygunun veya fikrin karşıya geçmesi bizim için çok önemli.

Mekânlardan ve organizatörlerden: Yeni ve bağımsız gruplara alan açmalarını isteriz. Bir grubun sahne deneyimi kazanabilmesi için önce sahneye çıkabilmesi gerekiyor. Biz yıllar içinde çok sahne aldık ama şu an gittikçe daha da zorlaşıyor.

Müzisyenlerden: Birbirimizi desteklememizi. Özellikle aynı sahneyi paylaşan grupların birbirini rakip gibi görmek yerine birlikte bir sahne kültürü oluşturması gerektiğini düşünüyoruz.

Müzik basınından: Bağımsız müziğe biraz daha alan açılmasını ve sadece zaten bilinen isimlerin etrafında dönmeyen bir müzik ekosistemi oluşmasını isteriz.

Genel olarak beklentimiz çok basit aslında: Üreten insanların daha rahat üretmeye devam edebileceği bir ortam.

14. Müzik dışında aktif olarak devam ettirdiğiniz mesleğiniz var mı? Devam eden rutin hayatınız ve müzik hayatınız arasındaki dengeyi kısaca anlatabilir misiniz?

Evet. Müzik dışında diş hekimliği eğitimimizi sürdürüyoruz ikimiz de.

İkisini aynı anda yürütmek zaman zaman zorlayıcı oluyor. Diş hekimliği oldukça yoğun ve ciddi bir zaman isteyen bir alan; müzik ise tam tersine, kafanızın başka bir yere gitmesine izin vermenizi gerektiriyor.

Ama birinin diğerini beslediğini de düşünüyoruz. Günlük hayatın yoğunluğundan çıkıp müzik yapmak bizim için biraz nefes alma alanı. O yüzden ikisini tamamen birbirinden ayırmak yerine, hayatımızın iki farklı tarafı olarak görmeye çalışıyoruz.

15. Projenize ait sosyal medya hesapları nelerdir?

Instagram: @olabilirofficial

Spotify: Olabilir!

16. Dinleyiciler, mekanlar veya organizatörler size nerelerden ulaşabilir ve kiminle iletişime geçebilir?

Menajerimiz Emirhan Aktaş’a ulaşabilirler.

17. Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Sanırım en çok şunu söylemek isteriz: Olabilir! hâlâ büyümeye devam eden bir grup.

Ne yapmak istediğimizi biliyoruz ama kendimizi tek bir sound’a veya tek bir fikre kapatmak istemiyoruz.

Bizim için önemli olan, yaptığımız şeyin tamamen sansürsüz, istediğimiz şey olması.

Bizi dinleyen, konserlerimize gelen ve ürettiğimiz şeylere bir şekilde dahil olan herkese de teşekkür ederiz. Uzun bir yolun başlangıcındayız.